Perşembe, Mayıs 24, 2018 0 yorum By: İkra Ela

Hikmet 4 merhametli sevgi


Gerçek ve örnek sevgi Muhammed (s.a.v ) i sevgidir.Birbirine selam olan sevgi.

Adı merhamet

Segiyi koruyan merhamet,sevgi ile koruyan merhamet.

O zar yırtıldı,talan oldu o özü sinekler sömürüyor.

Ben nerden bilirdim ehramı!

Ben nereden bilirdim ki ehramı?

Tül gibi saran zarı ben nereden bilirdim?

Göğüm mü yarıldı nedir?

Yıldızlarım mı söndü?

Fitne fücur denizlerim mi aktı?

Uykuda ki canavarlarım mı uyandı?

Ah neyi öne aldım neyi sonraya bıraktım ah!

Ehram nedir ben nerden bilirdim!
"O ki seni yarattı, düzene koydu ve dengeli(adil)kıldı."(İnfitar 5)

Ah merhamet,takvam ince bir zar gibi beni saran örtüm.Korunağım,ah Meryem örtüm...

Ben nereden bilirdim o ehramı?

Kalın örtmüşüm küflenmiş içim,örtmemişim açıkta kalmışım, sinekler yemiş ruhumu sevgi ile yaratılan ruhumu...

Affet ya Muin affet!

Sevgi ile yaratılan insan merhamet örtüsünü ince bir tül gibi sarmayınca sevgi kontrolden kaçtı şehvet denizleri aktı.Nefiste ki canavarlar uyandı.

Bebeğini dahi merhamet ile değil şehvet ile sevdi insan.Bebek merhameti anlayamadı,şehvet şerbetini öyle içti ki yırtıcı bir kuş oldu.

O işte o hiristiyanların unuttuğu kutsal ruh merhamettir.Bebekleri kutsarken meryem eli ile merhameti unutmayacaklarına verdikleri sözdü...

Hayatın ters yüz olmadan hayatını ters yüz et!"Neyi öne aldım neyi sonraya bıraktım" gemi kıyıya vurmadan evvel!Bir an önce...



                       

Bu fotoğraflar bir tek çizim,benim elim ile ve geçmiş en alt bilincimde uykuda bekleyen anım fakat fotoğrafları ters yüz yayınladım.Ters çekimi aslında bilerek çekmedim.Fotoğrafı saat yönünde düzenlerken dam,taban olarak görünüyordu.İçimiz ve dışımız gibi... Cennet masumiyetinde çocukluk heyecanım...evet hep özlediğim saf duruluğum,merakım,inişim,çıkışlarım bunca sözü bana söylemek için bekleyen film şeridim.Oku kitabını der gibi!
Öne aldıklarım ve sonraya bıraktıklarım,takvalı ne kadar olabildin yazgım ah!

Ben nereden bilirdim takva nedir?Mis gibi korunuyorken çocuk cennetinde..
Ah öyle şeyler açıldı ki şu bellekten,perçemimden sürükledi.Canıma ah düştü!
Adem ve Havvanın o ısırığı ayan oldu.Evde daha anaannem döneminde beyaz tülbent ile örtü örterlerdi hanımlar.Ta sinelerini örterdi.Yeddi beyza renginde yedi duyguya zar olmuş yeddi beyza örtüsü,annem de örterdi,üzüm salkımlı boncuk oyalı.Sonraları asma dallı figürler ile boyandı,iğne oyaları ile çiçeklere bezendi.O korunak artık renkler ile boyanmaya başladı.
Ehram diye bir örtüde vardı. Dışarıya çıkarken.Meğer o merhametmiş/esirgeyen/koruyan
ErhamurRahimin isminden ışıltıymış.
Ben nereden bilirdim Ehramı!
Evimizin bibisi derdi birde ehrama"mahrama"
Biz var ya biz "Merhaba"derken de merhamet dermişiz birbirimize... Korunmak,korumak,takva!Peygamberimizin takvası gibi birbirine selam olan takva.
Ziynetlerini açık etmeme!
Topuklarını yere vurmama!
Rahat merhamet ile olurmuş.Kim merhametini yırtmış sevgisi dahi zulüm olmuş...



Örtüsünü öyle açıkta bırakmış ki olur olmaz yerde olur olmaz yüzlere zaaflarını açık etmiş,duygularını,hasretlerini,sevgisini,rüyalarını.Sinek gibi üşüşmüşler o pekmeze.Bulmuşlar bir bal kaçarlar mı hiç!Berbat etmişler yapılanı edileni.

Önceki resimde hikayelediğim anımda görülen dam toprak dam ve o damın üzerinde bakır sinilerde dut pekmezi oldururlardı.Fakat üzeri açık olurdu.Sinekler dalardı içine.Hanımlar onu seçerlerdi içinden,tabi ne kadar seçilebiliniyorsa...

Fakat reçel yaptıklarında bir tül ile o özü sineklerden korurlardı.

Peki pekmeze niye örtü germezlerdi.Çünkü çoktu,hangi biriyle uğraşacaklardı.

Reçel ise değerliydi az ve para ile alınmış üründen yapılıyordu.Değerli olan ziyan olmamalıydı.

Ah takva korunma örtümüzde öyle oldu.Merhamet örtümüz sevgimizin dahi merhametli olması gereken örtü yırtıldı. Kimi bu örtüyü öyle kalınlaştırdı ki eve kapattı,küflendirdi. Kimi merhameti kökten kaldırdı. Şehvet azdı. Sular coştu.

Bebek sevgi ile yaratıldı.Nefsini koruması ilham edildi. Bebeğin öz cevherinde sevgi vardı. Tertemiz saf sevgi,merhamet ile korunan sevgi.Bu koruma ilham edildi. Fakat insan ne zaman Âdem ve Havva hatasına ısırığına diş atsa o takva delindi.Şehvet uyandı.

Bebeğini dahi merhametli korunaklı sevgi ile değil,tüm arzu ve ihtiraslar için kullanan etti.

Hani o cevheri en güzel koruyacaktın.Kendi çocuğuna dahi ihtiras ile avcı da oldun.

İnsan hem av hem de avcı da.Av/uçlarımız buna ayan...

             

    Ben nereden bilirdim Hucurat'ı

Ben Hucurat'ı nereden bilirdim ki?

Zihnimi,kalbimi,yolumu açacak bir ışık araken.Karanlığımın içine bir tarık ararken...

Ben nereden bilirdim ki Hucurat'ı, hücrelerime kadar nufuz edecek o mecid kitabın sözünü!Her odacığıma girip arındıracağını...

Ah zihnimin her hücresine aks eden söz her bir hakikat bağını kuracağını...

Susunca,ağır o mübarek kalpten inen söze kulak kesilince,evet evet vallahi evet üçkaranlığın içinden fırlamak gibi,bir hayat nefesi gibi sen boğulduğun yerde bir kalp pompası gibi hayat üflüyor canına,hücre hücre ayılıyorsun.

Su'izan ile değil hüsnü zan ile o meclisi duyunca..

Ah Münib oluyor kalbin,cehren söylediklerine,yaptıklarına bin pişman, ben nereden bilirdim pişman olan Münib kalbi.Ah!

Ben nereden bilirdim Hucurat'tan sonra Kâf'ın geldiğini...

Estağfirullah el Azim el Mecit el Veli el Halim Hû Bakî Hû illa Hû...

İkra Ela


#instagramyazılarım


@ikraela


#sevgi


#merhamet

#sessizkalma

#nedenselamdankoptuk
Yazının Devamı

Hikmet 3 merhametli sevgi


Değerli kardeşler ilk fotoğrafa bakınca kalbinizde neyi görüyorsunuz?
Tefekkürümün devamını okumadan düşünerek hissedin.
Hatta bu sahneye bakıp yüzünüzü bir aynaya çevirin.Hüznü göreceksiniz.Hüznünüzü...
Daimi bir selam olur mu bu evde?
Ev diyorum kardeşler.Çünkü bu durum bir bütün olduğu için evdir.Fakat bu ev öyle yapış yapıştır ki artık yorgundur,öyle üst üstedir ki nefes alamaz,ruhlar kıyılıyordur bu evde.Bu birbirinin üstüne geçme şehvetinden artçı depremler hiç bitmez.Her bir boşluk ise çökme nedenidir.Temel sağlam değilse bina tabandan erir.Üstekiler tabana kıymet vermez ise alttakiler üstekilere kıymet vermez.Sevgileri de düşmanlıkları da şehvetlidir.Kendi gibi olmayanı beton gibi ezer geçer.
Maalesef dostlar bu düzenden hepimiz geçmişizdir.Şehvetin zirve yaptığı zamanların evleri böyle olur.Bire binler kazanmak şehvetinden insanlar beton kutulara yerleştirilir.
Yine maalesef diyorum ki son zamanlarda ulaştığım tefekkürüm ile gördüğüm arza şehvet hakim olmuş.Bizi tırmalıyor,bizi zorluyor,yapış yapış seviyesini aşmış sevgi yumağında.
"İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.”(Ankebut 25)

       
   
İkinci fotoğrafa bakın,orada ruhumuzun istediği ev var.O eve İbrahim'i olmayınca ulaşılmıyor.O ev ki Muhammed'i ( s.a.v ) sevgi ile inşaa olur.
O sevgi ki ruha kuş kanatları taktıran. Birbirine selam olan sevgi.
Birbirimize selam olmadığımız sevgi öd ağacı gibidir.Öldürücü yakıcı sevgi.İnsan oğlu ne zaman haddini aşsa o ağaçtan besleniyor.
Kendi bebeğini dahi merhamet ile değil, şehvet ile seviyor.Öyle şehvet ile seviyor ki bebek merhameti duyamıyor.Şehvet şerbeti ile beslenince bir yırtıcı, sömürücüye dönüşüyor.
O ağaç insan haddi aşınca nefsinde yeşeriyor.Kendi ateşini kendi hazırlıyor insan.Allah iki yol göstermiş biri selam cenneti olan binlerce ağaçtan beslenmek öbürü haddi aşıp o selam cennetten uzaklaşmak,hatasını anlayan tevbe edip yeniden ona kavuşuyor da,ısrar eden yine o şehvet ateşinde"
İkra Ela
#instagramyazılarım
@ikraela
#sessizkalma
#merhamet
#sevgi
Yazının Devamı

Hikmet 2 Merhametli Sevgi

İnsan sevgi miktarını ve şeklini yine kainatın dili ile ister istemez dillendirir.Duygusu ne kadar yoğun ise özden söyler.

"Ben seni güneş kadar seviyorum. ""Ben seni yağmur kadar seviyorum"gibi,güneş ile tasvir ederken "Ben seni iliklerime dek hissediyorum.Sıcaklığın herzerreme nüfuz ediyor.Yağmur gibi rahatlatıyor her dokunuşun vs."gibi

Bir de çocuk mesela "Ben seni kocamaaan seviyorum"

"Ne kadar kocaman?"

"Bu kaday kocaman"

"O kadar mı? "

Diyince elleri ile dillendirdiğini kollarını açarak gösterir.Ya da çığlık atar,sarılır,tepene çıkar,şımarır.Hepsi de yoğun sevgi dilleridir ve tüm nefisler için aynıdır.

El içimize de'Aya ve Avuç'denmesi bu yüzden olmalı belli ki!(Yaptığım tefekkür ile bu anlama kavuşmak da bana sürpriz oldu.Çok merak ederdim el içine aya denme nedenini,avuçta fazladan ödül oldu.Ayağa neden ayak demişler ola? :))

'Aya' yansıtan,beraber aktığını yansıtan. Bu nasıl? Bir insan elinin tersi ile bir çocuğun başını okşaması ile elinin içi ile okşaması farklıdır. Elinin içi ile okşayan ruhunda olanı yansıtır.Sıcak bir akış kalbe ulaşır.

Bir çeşit gönül avcısı olur avuç.

Bunları kalbi gönülden olan yaşar yaşattırır,fıtridir.Bu fıtratın ne olduğunu biraz sezmiş olup nefsinin arzusuna sapmış sapkınlar ise bu hali kendi muratlarını helal olmadığı halde kullanır.

Kötü niyetten akış sapar.Onlar bunu bilirler,bilmeyen masumlardır.

Rabbimiz öyle A'lâ Muazzım ki öyle herşeyi yerli yerinde muazzam yaratmış. Doğru olanlar o muazzam cennetin ruhunu şimdi burada dem dem içer.

Satın alınamayan ve verdikçe çoğalan bi'şeyde mesala sevgi... Sevgi içte kalınca sancılanan bi'şeyde.İlla doğması, illa yankılanması gereken bi'şey...Çok güzel bi'şey,olmayınca küsüp giden bi'şey,sarıp sarmalayan bi'şey,işte bi'şey...gören var mı? 

              

Sevginin yaratılmış olması bize nimet midir?
Yoksa değil mi?
"Olmaz olsun onun sevgisi!"dediklerimiz olmuştur mesela...
Örneğin "Geceleri sabahlara kadar gezmeyi seviyormuş.Hem de çok sevdiğinden alkollü terk etmiyormuş.Yok asla terk edemezmiş onsuz olmazmış,geceleri rüyalarına giriyormuş tütüm tütüm tütenler.Yok sen benim eşimsin beni terk edemezsin,sana eş olduğumu hissettirmemiş olsam da başka birini de sevmiş olsam da sen beni terk edemezsin.Burada benle kalmalısın..." Görüyoruz ki sevgi cevheri de nankörce,heva ve arzular için çirkinleştirilebiliniyor.
Sevgi de bal olacağına zehire dönüşebiliyor.
Peki sevgi korunabilen bi'şey midir?
Sevgi korunabilen bi'şey ise nasıl korunur?
Birbirimiz ile selamlaşırken ellerimizi birbirimizin avuçlarına alır peygamberimize( s.a.v ) salavat getiririz hani!
O salavatın içinde korunan sevgi vardır.Biz salavat getirirken"Ben peygamberimiz Hz.Muhammed'e tâbiîm,ellerim senin için her zaman muhabbet,emniyet eli olacaktır.Sen de bana Muhammed'i ( s.a.v ) elsin senin ellerini emin,güvenilir bulacağım. Sana bu ellerim,dilim ile senin yanında da, sen görmeden de ihanet eden olmayacak.Sende zaaf,açık arayıp sana tuzaklar kurmayacağım.Kendime bağlamaya çalışıp sana köstek,daf olmayacağım,sana kuyu kazmayacağım,sana Muhammed (s.a.v ) güzel ahlakını yansıtmaya çalışacağım,sevgim seni yıldırmayacak,sevgim aşırıya kaçıp seni yormayacak,seni zorla tutmayacağım,sevgimde mutlaka merhamet olacak.!deriz.
Merhameti olmayan sevgi yakıcıdır.Merhameti olmayan sevgi yıldırır,bunaltır.Merhamet ile korunmuş sevgi kuş kanatları gibidir.Yormayan,yıldırmayan,tutsak etmeyen,kanatlandıran,en tatlı muhabbet kapısı açan,mütmain eden,rızaya erdiren.
El-Vedûd olan Rahman Rahîm Rabbimiz'e binler şükürler olsun. Selam ondan hamdolsun. Selam tüm peygamberlere ve salihlere olsun.
Elhamdullilahi rabbil alemin.
@ikraela ( Bugün #sevgililergünüymüş hesap edip yazmadım bu tefekkürümü,bu notu şimdi #14şubatsevgililer gününde bu paylaşımıma ilave ettim.Hergünümüzü Vedûd Rahman Rahîm'in bize verdiği nimet bilirsek gerçek sevgiyi ruhumuzda duyarız. İşte o Muhammed (s.a.v ) i sevgidir.Birbirine selam olan sevgi.Ebedi selamınız olsun. )(14 şubat 2018)
İkra Ela
#instagramyazılarım
#kainatındilinden

@ikraela

( Bugün #sevgililergünüymüş hesap edip yazmadım bu tefekkürümü,bu notu şimdi #14şubatsevgililer gününde bu paylaşımıma ilave ettim.Hergünümüzü Vedûd Rahman Rahîm'in bize verdiği nimet bilirsek gerçek sevgiyi ruhumuzda duyarız. İşte o Muhammed (s.a.v ) i sevgidir.Birbirine selam olan sevgi.Ebedi selamınız olsun. )
Yazının Devamı

Hikmet 1


Rabbimin nimetlerine Elhamdullilah, Rabbimizin nimeti olmayan zaten bi'şey de yok ki!

Bazen ikilemde kalıyorum.Sosyal medyada olmasam da bir kitap çalışmasına mı odaklansam diyorum...fakat kalbim buradan kopmuyor.

Bunca zalim hızla çalışırken ben nasıl sessiz harf gibi kendime çekilirim.Ünümün yettiğince sekiz ünlü ses nerede harcanacak.Vaktinde söylenmeyen sözler bin nasihat açsan da zor girer kalbe,çünkü vakti geçmiştir.Ancak canı gönülden arayan kavuşur o sözlere.Tabi ki kitaplar yazılması gerek o arayana tohum,su,ziya,ayna mahiyetindedir,fakat bütünü kapsayamaz,bütünde kopmuş parçalardır.

Kerim kitabımız Kur'an ve kerim soframız kainat Rabbimizden maddi manevi daima taze sofradır ve yeni sözler,tatlar, tatlı taze sevinçler verir bize,özü,içi,kabuk dahil hepsini barındıran özelliktedir...

Biz onlar vesilesi ile duyurulur,doyuruluruz.Olalım diye en güzel olalım diye... Kur'an ve kainat ayetleri ile esma-i hüsna göğünden duyduğumuz doyduğumuz nimetleri duyurmak ve ikram etmekte kendimize verilmiş ayrıca bir ikramdır. O zaman şu hikmeti duyan ilk duymuş olandır. Hepimiz ister bir ağaçtan ister kuştan isterse bir insandan ilk defa duyduğu hakikatin ilk duyucusudur.Duymak istemeyen kalp sadece işitmiştir,kalbini bağlamaz ki söze etkilenmesin,korkar sözden en çokta kendi arzularından,izimlerinden kayar diye korkar.

Neyse bizim asıl konumuz hikmetleri hakkı ile duyurmaktır.

Her takip ettiğimiz sayfaları Kur'an,hakikat,ölçü ile okuduğumuzda kalbin kirli ve temiz kanı ayırması gibi hak ve batılı ayırırız. Hadid(Demir) suresi bu konuyu harika anlatır.Orada Hadid işarettir.Demirin bedenimizde ki ve kainatta ki işlerine bakarsak bu konuyu daha iyi seçeriz. Yoksa kimin ne için çalıştığını fark edemeyiz.

(Kedimiz hadi kalk canlan diyor,Hay isminin tecellisini duymuyor musun dercesine:))Yapmadığı kalmadı. Şimdi de küstü yukarı çıktı uyumaya)

 


(Hadid bize ne söyler? diye blogumda yazım var.)Sonra hakikati fark edince arzuları için kullanılan olmayız.Bakın insanlar Allah'ın kendilerine verdiği nimeti hakkı ile kullanmadıklarından şeytani olanların kucaklarına düşüyor.Şu anda da bu korku yüzünden insanlar kendine çekilme yolundalar.
Dostlar bu vakitte her vakitte hayatın içinden akmış esma-i hüsna ile kanatlanmış en sevdiğiniz hikmetleri yazın,okuyun ve ikram edin.Diyebilirsiniz ki bizi dinlemezler.Sizi dinlerler onun da hikmetli yolu vardır.
O yol ki saraydan kabı Bünyamin'in torbasına katmak gibidir.Tüm kardeşleri toplayacak ruhu içinde barındırır.
Bu nasıl mı olur?
Muhammed(s.a.v ) i kalp ile...
Allah Allah biz kimiz ki Muhammed'i kalbi bulalım diyebiliriz!
Onun sırrı da var.Kuş nasıl yavrularına kanatlarını açar her tür güveni,emniyeti hissettirir işte öyle...
Diyelim bir misafiriniz olacak ona yemek hazırladığınız gibi hikmette hazırlayın.Yalnız bu hikmet alacak olan kişinin kabına göre olsun.Kabı soğuk ise ona çok sıcak iyi gelmez.Azcık sıcak dahi damar açmaya yeter.Kabı çok sıcak ise yine soğuk ters etki eder.Dolu halinde yağmasına neden olur.Ona ferahlatıcı yaz rüzgarı gibi üflemelisiniz.
Açsak lokmayı çok almak isteriz.Tatı alan bir de açsa lokmayı büyük de vermeyeceksiniz.Az az anlaya anlaya özümseyip hazmederek ki hak ve batılı ayırt edebilsin.
Merhamet ile kuş kanatları gibi hafif sıcak dokunuş ile kibir ile değil sen anlamazsın demeden şehvetlilerin tuzağına düşmeden besleyeceksiniz.

 

Biz birgün bu sayfalardan göçer gideriz fakat hakikat bakidir.
Çocukluğumda dedemin evine gidince o bayırda hep kanatlanır kuş olurdu yüreğim,ama düşerdim.Dedem sırtına alır bir çıkıkçıya götürürdü.

Yeniden tamam olayım diye,daha koşmayı bilmeyen nasıl uçmayı bilirdi ki!

Annem gil hissedene"İçine ayan olmuş,içine dammış!"derdi.Neydi ki?

Çocukluğum da dedemin evinin damında papatya açardı öyle sever ve öyle hayret ederdim ki!" Papatya yerde olmaz mıydı ki,nasıl o damda oldular ki? " Aynı kuş pır pır ede ede yine yüreğime gelirdi.O/damın merdiveni de yoktu görünüşte o dama nasıl çıkıyorlar ki derdim.Planlar kurardım yok bulamazdım.Birgün duha vakti,duha vakti nedir bilmeden,o merdiven ile karşılaştım.Halalarım pekmez seriyorlardı o damda sinilere/sinelere,sinenlere...ah!

Merdiven o kadar korkutucuydu ki,adımlarım kavuşmayacak demde gayya kuyusu gibi boşlukları vardı. Düşebileceğimi bilsem de korka korka çıktım.O sinilerde/sinelerden parmakladım hakikat özünü...parmaklamışım,merhametli sinelerde ağırlanmışım

O'dama yağmur yağdı yağmur yağarsa odana ancak yağmuru toplamak ile uğraşırsın.O dam papatya açtı. O dam topraktan olmalı ki rahmet o dama sızmalı...

Ah toprak olaydım demeden evvel hadi kara taşımız çatlasın,zalime dahi adaletsizlik etmeyen sabır taşımız.

Masumlar kara taşa değil merhamet kuşanmış sinelere ersinler.Allah'ı Rahman Rahîm ismi ile bilsinler.

Dostlar,arzularının, ihtiraslarının peşine düşenler avcıdır.

...Zaaf,açık,ayıp ararlar ve her tür tuzağı doğada ki tuzak kurucular gibi sezerler çünkü onların damı açık fakat o dam zevklere, arzulara açık olduğu için tuzak kurucu olurlar.Bunlar kendilerinde ki siyah yüzü,zalime kullanacakları yüzü masuma kullanırlar.
Masumlar merhamet sinesi bulmayınca hakikat yerine zehir yedirilirler.
Hikmet nereden damlıyorsa alın,küçük bir sinek dahi olsa,üç kelimesi vardır, duyanı huzursuz eder, kaşındırır.Bu üç kelime kendi sinenize dahi siner.İmanınızı bir anda söküp alabilirde ruhumuz duymaz.Huzursuzluk veren,kışkırtan,ayartan kelimelere bakın,ne yapıyor size.Siz bunlar ile yaklaşınca ne hissediyorsunuz.Bir sinek dahi olsa çıldırıp ayağa kalkıyorsunuz.Hatta bir bebek dahi olsa öfkeleniyorsunuz.
O öfkeyi dindiren nedir.Merhamettir.merhamet olmayınca sevgi göğe çekilir.O ancak Muhammed (s.a.v )i ruh ile geri döner.Dön Muhammed (s.a.v ) sinesine/sinisine kendine ettiğin zulumden arınacaksın.
Yok vallahi yok merhamet olmayınca yok,zalime dur demekte merhamet,ah zalime dur demek onun firavun olmasını engellemek olduğu için şefkattir.Zul Celal-i vel ikram'dan.Ah!
Estağfirullah el Azim
@ikraela
Yazının Devamı

İlk B





İlk 'B' başladı

İlk o çatladı

İlk o ses çıkardı...

Cansızlıktan kurtuldu

Elifi buldu...

Bismillahirrahmanirrahim

@ikraela
Yazının Devamı

4-İnsan fıtratında olmak sancısı vardır.'kunfeyekun'

Süleyman saltan/at/ına kavuşsan soğanın cücüğünü hor görmüyorsan gerçek saltanatı bulmuşsun demektir.

Soğan cücüğü tam bitti derken yeniden başlama remzidir. Karanlığın içinden yeniden diri bir hayat remzi.Olmak ve ölmek onda muhteşem anlatılır.Tam oldum derken ölmeyi tam öldüm derken olmayı iki an arasında en hızlı işaret gibi...

Soğan acı içinde doğar.Soğan acı içinde çiçeklenir.Acısının özünde tatlı umutlar barındırır.

Sağlam,ciddi imanımız acımızın bizi yemesinden koruyan zırhdır.

Bâis'tir Allah Bais'tir Allah Muid'dir Allah, Muid'dir Allah.Hû illa Hû Bakî Hû

@ikraela
Yazının Devamı

Bağımız nasıl


Bir bağ kurduk diyelim,bu bir üzüm bağı olsun.Kuru dalı hor görmedin,vaktinde ektin,can suyunu verdin,çapasını/çabasını yaptın kuru dal içinde ki bir yudum öz suyu ile toprağa sıcaklığa erince dallandı,yeşillendi,
çiçeklendi.Üzümler de yavaş yavaş olmaya başladı, bir gün mikeriyi,birgün şamı,birgün kureyşi,birgün tahannebi'yi ikram edip tanıtıyorsun.Bağına sinsice girenler var,çaktırmadan canın çektiğini ç/alanlar var.Kimisi kökünden kemirmek için uğraşır,bağ bozulsun diye.Kimi izin istemeden göz göre göre sömürür gider.Kimi bağ sahibi bağında değilken gelir,göz hakkı falan der götürür"Üzümü ye bağını sorma!"der.Kimi ihtirası için alır ağı diye tutar dilinde... Bunların her biri bir delikten gözetler,bir deliğe kaçarlar.

Bir de bu bağa gelerek ondan beğendiğini izin ile almak isteyen latifler vardır. Bunlar gönül hoşluğu ile gelirler gönül hoşluğu ile giderler.Aldıklarını bal ederler.Bağın adını da,üzümün cinsini de işaret ederler.

Bir de gelip gezinirken görenler bağdan hoşnut olup Rabbe şükür edenler vardır.Bilirler tüm güzelliğin aslı Allah'tandır.

Tebessüm ile sesizce ayrılırlar.

Kimi de gelip geçerken tanık oldukları bağın emanetcisine selam verir selam alır,bir de yorum yaparlar.Kendileri de bir bağ emanetcisi olduğundan ya taktir ederler asmaları ya yeni güzel öneri de bulunurlar.Ya gördükleri esma ile yazılmış asmalara naat yazarlar,aşk ile bakarlar...

O

Bağ bizimdir aslında Rabbimizden ikramdır,helal yola kullanacak olana helaldir.Taşıdığı ile hakkı yapana helaldir.Kimi öz taşır bal yapar bu her cana nimettir, kimi üzüm taşır pekmez eder nimettir,kimi çırpı taşır ekmek yapar nimettir.

Değil mi hepimiz çeşitli bağlara gideriz,niyetimiz ve yaptığımız ile halimizi belli ederiz.Bir defadan bi'şey olmaz değil! Olur,Adem en başta huzur cennetinden kovuldu.Kendi yaptığının peşini bıraksa da yaptığı onu bırakmadı.

Küçük demeyeceğiz,sinek de küçük fakat mide bulandırır.Bir aileyi temsil ediyorsan,bütün aileyi de etkiler.İnsanlık ailesini...

Dünya dediğimiz bağdır,Rabbimize bağlı isek güzel bağ kurarız,sabreden,şükreden,azim eden oluruz,tesbih eden oluruz.

Yok! Allah yokmuş gibi ihtiras içinde olanlar kendi bağlarını yakanlardır.
İkra Ela
#instagramyazılarım
#kainatındilinden
#bağkurmak

@ikraela
Yazının Devamı