Pazar, Ocak 04, 2015 By: İkra Ela

Süleyman hazinesi


Kavuşmak istersen Süleyman hazinesine,bas o mührü ömrüne.



Rahman Rahim Allah'ın adı ile
‘’Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde akan gemilerde, Allah'ın gökten indirip, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarların değiştirilmesinde, gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutta elbette akleden bir kavim için ayetler vardır.’’
                                                                   Bakara suresi 164.ayet



İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlemiştir:
“Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobandır ve güttüğü sürüden sorumludur.”
Buhârî, Cum`a 11, İstikrâz 20, İtk 17, 19, Vesâyâ 9, Nikâh 81, 90, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 20.

''Feyz Dergisi
Çobanlar ve Sürüler
Eyyubi Işıksal
07 08 2011
Metin kardeşle konuşuyoruz. Farklı cemaat ve İslami topluluklar arasına giren-çıkan insanlarda bir huzursuzluk oluştuğunu ve bu durumun kendisini çok üzdüğünü söylüyor. Ve soruyor: “Aynı yola hizmet etmemize rağmen, niçin birbirimizden razı, hoşnut ve memnun olamıyoruz. Niçin fikirlerimiz çatışıyor? Niçin yalnızca belirli bir zümre içerisinde kendimizi rahat hissediyoruz? Topyekün birbirimizi kabul etmek noktasında niçin zorlanıyoruz?”
Metin huzurlu bir kalbe sahip. “Ben tasavvuf toplantılarına dostlarla bir arada olabilmek için katılıyorum. Kalbimin huzur bulmasını istiyorum ama o ortamda diğer İslami grup ve cemaatler hakkında kötü sözler duyduğumda bilakis kalbim kaskatı kesiliyor. Keşke bunların hiçbirisi olmasa.“ diyerek birlik ve beraberlik temenni etmeyi de ihmal etmiyor. Sevgili dostum bunları dile getirirken benim içimden sosyolojik bir olgu geçiyor; “Çobanlık” kavramı...
Siyaset tarihinde insan toplulukları sürüye, idareciler de çoban’a benzetilmiştir. Hayvanlar için kullanılan “sürü” terimi; sosyal psikoloji’de ne yapacağını bilemeyen, iradesini kullanamayan insan kalabalıkları için de kullanılır. İnsanlar tek tek ne yapacaklarını bilseler de toplu olarak nasıl davranacaklarını bilemezler. Lider, kendisine bağlı insan topluluğunu iyi veya kötü bir yöne kanalize eder. Hayvanlar aleminde ise bu durum ikiye ayrılıyor:

Senkronize (eş zamanlı) Hareket Edenler

Kuşlar, balıklar karınca ve arı topluluklarıdır. Davranışları son derece başarılı, organizeli, şaşırtıcı ve mükemmeldir. Savaşırken, beslenirken ve göç ederken, sürünün tüm üyeleri tek bir vücut gibi hareket ederler.

Bireysel Hareket Edenler

Koyun, keçi, kaz, sığır, manda ve deve sürüleridir. Bu hayvanlardan insanlar çok yararlandıkları için onları besler, barındırır ve güderler. Kendi hallerine bırakıldıklarında sağa sola dağılırlar; ya kaybolurlar ya da başlarına bir iş gelir. Farklı özelliklere sahip oldukları için, her türün özel yetişmiş çobanlar tarafından güdülmesi gerekir.
Her türün çobanı, o türün özelliğini bilir. Misal verecek olursak;

Koyun Çobanlığı: Ya güzel kaval çalmalı ya da ayağına çabuk olmalıdır. Koyun uysal hayvandır, başını alır gider ama çevirdiğinizde hemen gelir, itiraz etmez.
Keçi Çobanlığı: Çok inatçıdır bu kara haylazlar. Her an müdahale gerekir. Her yere girer, her tepeye tırmanırlar. Ormanlara, yasak bölgelere girer, özel bahçelere dalıp, sebzeleri hatta çiçekleri bile yerler. Kendi aralarında da sürekli dövüşür ve çekişirler. Keçi çobanının çok hareketli ve dikkatli olması gerekir, çünkü hukuken keçilerin verdiği zararı çobana ödetirler.
Kaz Çobanlığı: Nisbeten kolaydır. Pek uzaklara açılmazlar ancak tehlikeye açık hayvanlar olduklarından çobanın yakın mesafeden onları izlemesi gerekir. Uçtuklarında veya ırmağa girdiklerinde, çobanın bir ekip çalışmasına ihtiyacı var demektir.
Sığır Çobanlığı: Büyük baş hayvanı gütmek kolay değildir. Bizde sığır çobanlığı ilkel usullerle yapılır. Çoban, sürüyü yönlendirmek için peşlerinden koşar durur. Sığırlar kaba hareketten, dayaktan ve bağırmaktan anlarlar. Aklı kıt hayvanlardır. Amerika’da devasa sığır sürüleri at üstündeki kovboylarla yönetilir. Kovboy sürekli havaya ateş ederek sığırları yönlendirir. Sürüden kaçanlar, ancak uzun takipten sonra kementlerle yakalanır.
Manda Çobanlığı: Pek zordur. Manda duyarsız bir hayvandır. Yattığı yerden kalkmaz, girdiği yerden çıkmaz. Çamur banyosunu çok sever; şayet çamur batağına girip uzandıysa gebertseniz bile canı istemezse oradan çıkmaz. Sırtında değnekler kırsanız bana mısın demez. Ancak tüm hantallığına rağmen fırsatını bulursa çobana zarar da verebilir.
Deve Çobanlığı: En zor ve tehlikeli olandır. Deve, inatçı ve kinci bir hayvandır. Hatayı affetmez. Yavrusuna el uzattığınızda hemen saldırır. En küçük bir hendek veya çukurdan bile adımını atıp karşıya geçmek istemez. Zorladığınızda başınıza belayı aldınız demektir. Çözümsüz durumlar için “deveye hendek atlatmak kadar zor” deyiminin kullanıldığını bilirsiniz. Devenin, yavrusunu kesen adamı on yıl sonra bulup tepeleyerek öldürdüğü bilinmektedir. Deve çobanlığı sabır, dikkat ve tecrübe ister...
“Mü’minler bir binanın tuğlaları gibidir” (Buhari)
Arapça da Râinâ, “Bize çobanlık et!” anlamına geliyor.
İbranicede Râinâ, “Kulakların sağır olsun da işitemeyesin e mi!” demek. Yani bir hakaret, bir sövgü deyimi.
Araplar sık sık “Ya Rasulallah, râinâ!” diyorlardı. Yahudiler de aynı kelimeyi kullanıp ardından katıla katıla gülüyorlardı. (Her iki kesim de kendi dilindeki manayı kastediyordu) Sahabeler bu Allah düşmanlarını edebe davet ettiklerinde de, “Ne var bunda! Siz de peygamberinize râinâ diyerek hakaret ediyorsunuz ya!” diyerek sahabeye demagoji yapıyorlardı. Rabbimiz ashabın, suistimale açık olan bu kelimeyi terk etmesini, fakat bu sözcüğün alternatifi olan “ünzurnâ” kelimesini kullanmalarını emrediyordu. Ünzurnâ; “Bize bak, bizi yönet, bize sahip çık, bizleri çek-çevir, eğit, öğret yani bize çobanlık yap!” demekti.''

Çobanlar ve Sürüler adlı yazıdan seçtiğim bir bölümü giriş olarak paylaştım sizlerle değerli kardeşlerim.Yazıda anlatılanlar genelde kabul görülen anlayıştır.
Peki bu anlayışın ne kadarı doğu ne kadarı yanlıştır?
İnsan hayvan kişiliği ile mi doğar?
Bebek insan kişiliği ile  mi doğar ?
Bebeğin insan kişiliği, ortamına ve beslenmesine göre farklı şekiller alır mı?
Topluluk halinde insan ortak kararlar verip onu uygulayabilir mi ?
Tek başına ne yapacağını doğru olarak bilebilir mi?Doğru hareket edebilir mi?
Çoban sürükleyen,bir yere taşıyan mıdır?Yetiştiren,eğiten ve kötülüklerden koruyan mıdır?
Rabbimizin ayetlerine ve Peygamberimizin sözüne göre çobanlık ve sürü kavramını incelersek nasıl öğütlerle karşılaşırız?
En'am(sığırlar) sürüler hakkında hal dilleri ile bize neler anlatır?
Hz.Süleyman ordularını nasıl zapt ediyordu?Hz Süleyman'ın mührü nedir?


                                 EN'AM (SIĞIRLAR)    



         
‘’Ey iman edenler! Peygamber'e, “raina” demeyin, “unzurna” deyin ve dinleyin. Kâfirlere elem verici azap vardır.’’
                                                     Bakara suresi 104 ayet                            
Otlanma arzusu
Ortaklar
Sürü
Çoban


Aynı şartların içinde yaşayanlar arasında çoğunluk olarak aynı anlayış doğar.Çoğunluğun içinde farklı anlayışlar genellikle azınlıkta olur.


Bu azınlık gurup aynı şartların içinde olmasına rağmen,farklı ışıkta ve farklı beslenmiştir.Bu farklı ışık çoğunluğun içinde farklı anlayışa sebep olur.

Karanlık;Görme engeli,korku,korunacak bir yer arayışı,gerçeklerin örtünmüş hali,gizem,gizlenme arzusu,sır,saklanma


Az ışık ;gölgeleri gerçek gibi gösterir,görünenler adeta bir canavarmış gibi korku salar,renkler hep gri ve siyahtır,kaçmak ister insan,kendine dalar,uykuya dalar.


Orta ışık; rahatlık ve güven his ettirir.Gevşekliğe ve uykuya yol açar.


Aydınlık ışık;ferahlık,çalışma isteği,görme,araştırma duygusu,sevinç,uyanma,hak ve batılın ortaya çıkması,yeni bir iş için gayret,rızık arama,güven,hayret,arayış,bulma...



Bir toplum,bir insan,bir aile aydınlıktan uzaklaşmış ise oraya karabasanlar çöker,araştırmayı,analiz etmeyi beceremez,gerçeklere kör olur gözleri.Karanlıkta olan yere zulüm çöker.Korku hortlar,güven hissi kaybolduğundan göz dumanlanır akıl kilitlenir.Akıl aktif olmadığı için insan kalbini kontrol edemez.

Aydınlıktan uzaklaşma sebebi ise merhametten uzaklaşmaktır.
Hem içindekilerine hemde dışındakilerine merhametten uzaklaşmak adaletin ortadan kalkmasıdır.Allah'ın Rahman,Rahim,Adl isminden tutunmayan gece çağına sürüklenir.Tek de olsa ,aile de olsa ,toplum da olsa sağlıklı kararlar veremez.

Gece çağında kurt sürüleri,çakal sürüleri bekler avını...

Körlükten olmuştur kurtlar,çakallar....leşden,kandan beslenenler çoğalır sürü sürü...
Domuz sürüleri şehre akın eder...et pazarından beslenenler...haram helal demeden  yiyenler,yaptığım başkasına zarar getirir mi demeyen sürüler...
Aslan sürüleri gözleri aç,sinsi plan kurarlar ortaktırlar her paya!
Arzularıdır her köşe başında koyun sürüsü...sığır sürüsü...ceylan sürüsü....



Koyun sürüsü ah o koyun sürüsü ne de masum,boyun eğmiş yüce Rabbine kurban olurcasına görevinin hakkını veriyor yaratıldığından beri...

Koyun sürüsü aydınlık ışıkta beslenir ot ile...bazen ağılında bazen yayılır yer yüzünde...Bir de kaval çalmayı biliyorsa çobanı vayyy değme keyfine....


Ne yazık...!Yazık ki ne yazık,ot ile besleniyor.Köksüz dayanıksız bilgi ne sıcağa ne soğuğa dayanamayan bilgi....

Öyle dayanaksız ki hemen savruluyor hemen kuruyup sararıyor.
Hal bu ki ey koyun! aydınlıkta besleniyorsun,birde hakkı batıldan ayıracak büyük bir yetenek verilmiş sana ,kan ve pislik içinden çıkan sütün var senin...
Yetmiyor mu ayırmaya bu yeteneğin.Köklü olandan beslen ki kuvvetli olasın her  rüzgarda!
Yazık,Vallahi yazık...ziyan oluyor nesiller...


Başında ki çobana dikkat et o ne ile hangi ışıkta besleniyor.Merhameti var mı?
Vallahi kurt eline düşmüşsen ziyan olur gidersin,çaktırmadan seni yer bitirir.
Bir köpek dahi seni idare etmeye yeter.Uyan artık sabah oldu bugün sofranda hak bilgiler,dayanaklı bilgiler olsun....olsun ki zihnin açılsın...gönlün açılsın...Nur içine de sinsin,içinde de olsun...
Karanlığa ışık olsun,hakkı batıldan ayıran kulağın,gözün olsun,anlamsız kelimelerin anlama kavuşsun,anlamı bulsun...

’Hamd; gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Sonra da kafirler bunları Rabblarına denk tutuyorlar.’’En’am suresi 1.ayet


Gecede gizlendiğini zanneden ya da gündüz de aydınlıkta olduğunu zanneden ve ona güvenen yanılgı içindedir.

Bilgi bu kadar açılmışken her an kendi kayıtlarımızı dahi yapıyorken ve bu kayıtları silemiyorken sadece yaptıklarımızı aşikar edebilecek ve yaptıklarımızı silebilecek olan Yüce Allah'ın ışığı ile beslenmiyorsak ziyandayız.
Gece de olsa Allah'ın Nur'u ile besleniyorsak kıyamdayız(doğruluktayız)demektir,belimiz bükülse bu yolda Allah'ın Azim ismi ile güçleniriz.Âlâ ismi ile sadece Ona kulluk eder Onun yolunda aklımızı kullanırız.
O Nur'dan mahrum kalmak,mahrum bırakmak ziyandır.

Günahları yüzünden nice nesiller helak olur ve arkalarından başka nesil yaratır yüce Allah.


‘’Görmediler mi ki; Biz, onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Biz, onları sizi yerleştirmediğimiz şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış ve altlarından ırmaklar akıtmıştık. Sonra onları günahlarından dolayı yok ettik. Ve aralarından başka bir nesil yetiştirdik.’’En’am suresi 6.ayet

Her on senede bir yeni bir nesil oluşur.Biz nesillerimizi nasıl güdüyoruz?
Çobanlığımız nasıl?Biz ne ile hangi ışıktan besleniyoruz?Bizim açık bilincimiz var mı?
Ya da bizde mi koyun,keçi,deve,sığır,inek,kurt,domuz vs.sürüleri haline mi geldik?
Bu Dünya'nın bir yanı vahşi orman bir yanı otlakçıların otladığı meralara mı döndü?Şehirleri  temiz tutmayalı fareler sürüsü mü cirit atıyor?
Habir Allah Onun Nur'undan ayrı kalacağımız zaman ne hale geleceğimizi biliyor.
Ey insan sana Rabbin Ruhundan üflemişte sen bir makina yapıyorsun,çalışmayınca paslanacağını,nerede ne hata yapacağını öğreniyorsun.
Ya Halık Allah yarattığını bilmez mi?
İyi kötüden ayrılacak,imtihanı kazananlar her zaman Allah'ın Hak ismi ile Adl ismi ile tutunup,Rahman ismi ile hareket edenler,Rahim Allah'a sığınanlar Onun ışığında  Ona iman ederek  hayatlarını sadece Onun için harcarlar.
Kur'an-dan ışığı(Nur'u)alıp kainat ayetleri ile
beslenenler(düşünenler,öğrenenler,bilinçlenenler,
okuyanlar)öğütlerini alıp sadece Hak için çalıştıkların da ömürlerini Hak olan Allah'a adamış olurlar.
Köksüz, dayanaksız, sınırsızlıkla,leşle,kanla beslenenler Allah’ın kainat ayetlerini de kevni ayetlerini de anlayamaz. İçlerinden anlamaya çalışanlar beslenme şeklini düzeltmediği için gönülleri kapalıdır.,karanlıktadırlar,kördürler.Kapı ancak beslenme şekillerini düzelttiklerinde Rahman ve Rahim Allah adı ile hareket edip esirgeyen ve bağışlayan bir el,yürek,akıl olduklarında açılır.
O kapının anahtarı ‘RAHMAN VE RAHİM ALLAH ADI İLE ÇALIŞMAK, MERHAMETİN KAYNAĞININ O OLDUĞUNU BİLMEKTİR’


Besmele ile hareket edenin beslenmesi Allah adı ile Allah ayetleri ile Allah ışığı ile olmalıdır.''Sen bu beslenmeden ne anlarsın?'' diyenler büyük bir vebal içindedir.Allah'ın nimeti kime vereceğini kimse bilemez..
Kuzu idik koyun büyüttüler,OKUyupta Alim mi,Adam mı olacaksın dediler...ben yanayım siz yanmayın....

Kuzu gibi doğar insan masum,çaresiz ve boyun eğmiş.Ne eline geçmiş ise onun ile beslenmiş.Koyun sütü emmiş KOYUN olmuş...Sığır sütü ile beslenmiş Sığır olmuş.Köksüz ve dayanıksız olan bilgilerden kör olmuş karanlıkta kalmış.Kolayca kandırılmış,masum fakat bilgisizlikten hatalara dalmış,körü körüne her duyduğuna inanmış.Çürük bilgiler ile yarı yolda kalmış.

Süt bütün memeli hayvanlarda ve insanlarda olan besin...
İnsana Allah'ın yasak koydukları haricinde hangi besin var ise helaldir.Yerde bitenden de,su da olandan da,hayvandan da beslenir.Yediklerinden İNSAN olduğu için İNSAN sütü olur.İnsana seçme verilmiştir,canın çektiğini,alıştığını,bulduğunu,zevkine göre olanını seçer.
Yani insan köksüz bilgiyle de kalbini,aklını besleyebilir,kökü  sağlam mineralleri ,vitaminleri bol olan ile de beslenebilir,ve ya sadece zevk ve enerji veren besin ile de beslenebilir.Ya da sağlıklı olmak için en sağlam ve en dayanıklı olanı seçer.
Bazı insan ise ne yediğini bilmez önüne ne koyulmuş ise seçmeden sadece karnı doysun diye yer bazısı da aynı şekilde  seçmeden nefsi için yedikçe yer .
Bazılarına zorla yedirilir,bazıları sunulanı yemek istemez,bazısının midesi bulanır,bazısı alerji kaldırır,bazısı da çok toktur,bazısı çok açtır birden bire her şeyden yiyemez.
Bazıları ise yararsız olduğunu ,haram olduğunu bildiği halde nefsinin arzusundan dolayı ne bulursa yer.Sınırsızca domuzun beslendiği gibi,çalarak fare gibi,doymayarak maymun gibi,planlı sinsice tüketir aslan gibi...
''Muhakkak ki Allah, inanıp iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar; inkâr edenler ise (dünyadan) faydalanırlar, hayvanların yediği gibi yerler. Onların yeri ateştir.''
                                               Muhammed suresi 12.ayet
Kuzu gibi doğan bebeklerimiz koyun gibi köksüz bilgilerle(dayanaksız,zayıf,geçici, ne kainat ayetleri ne de Kur'an ayetleri ile alakası olmayan çürük bilgi) ot gibi yaşayanın elinde ne yazık ki koyun gibi bilinçsiz yetişir.
Koyun gibi sadece çağırılmayı ve bağırmayı işiten olur.Duyduğunu analiz etmeden kendi gibi sürülerin içine dalarak Kurt gibi bir çobanın eline düşmüş ise kurban olur.

Kuzunu nefsini bilmeyene ve nefsini bilmediğine teslim etme!
Merhametten nasibi olmayan sürülere katma!İnsanlık ışığını karartırsın bebeğinin.

Zorluk içinde olabilirsin, kuzunu besleyemeyecek kadar çaresiz de.Fakat ne olur teslim etme onu merhametten yoksun olana.Korkma kuzun  en çok sevgi ister,sevgiyi unutmaz.Yoksulluk korkusu ile kuzunu merhametsizlerin eline verip kalbini karartma!
Allah adı ile hareket edeni ara!
Tuzak kurabilir iki yüzlüler,merhametli gibi görünüp aldata bilirler.''Ben ona iyi bakarım'' derler.İnanma o iki yüzlüye, bak onun işine,Allah'ın Hakk ismi var mı,Adl ismi Var mı?

Öyle karanlıkta kalmış,her sözü kendi aleyhinde zanneden bir sürü vardır ki,bir ışık görseler ışığında yürürler,karanlıklarda çıtırtılar dahi onları korkutur.Kainat ayetlerini ve Kur'an ayetlerini yok sayanlardır bunlar.Her türlü olağanüstü bir şey görseler dahi inanamazlar,Allah'a ,ayetlerine ve hesap gününe inanmazlar.

Olmayacak işlerin peşine düşer,ellerine geçirdiklerini,kendi keyflerine göre zihinlerini beslerler.

İnsan hayvan değildir.Melekte değildir.İnsan nefsi olan bir varlık  olarak melek olamaz fakat hayvanlaşır.Hayvanlaştığında hayvandan aşağı sapkın olur.
Aytleri,gerçekleri gün yüzü gibi tanıdığı halde bilerek nefsinin arzusunda beslenme kaynağını,beslenmesini değiştirmeyenler ayetlere sırtını dönen günahkarlardır.
Midelerini sınırsızca dolduranlar nasıl hastalanıyorsa,zihinlerini ve kalplerini sınırsızca,yanlış besleyenlerin kalpleri hastalanır.
Zalim olmayan insanın  her zaman kalp gözlerinin açılmasına fırsat vardır.Günahını  anlayıp tövbe ettiğinde,günahını  tekrarlamadığı sürece o iyilerin saffına geçer.Esirgeyen ve Bağışlayan Allah adı ile yaşadığı sürece Hak ve adaleti yaptıkça o sınırda devam eder.
İnsan diyebilir ki:
''Ben günahkar bir ailenin ve ya toplumun içinde doğdum.Benim ne günahım var ?Doğru bir şey görmedim ki kendi mi düzelteyim.Koyun,sığır gibi otlanma derdinde olan ailem vardı bir şey öğretmediler bana?
Ya da şaşalı bir ortam ile çevremi sarmışlardı.İpekten dünyamın esareti ile göremedim ailemin çaresizleri tuzağa düşürerek o ipeği ürettiklerini.Esirgeyen ve bağışlayan bir el dokunmadı ki ne yüreğime,ne aklıma,züleyha gibi bütün açık kapıları kilitlediler.Bana gel benim ol dediler.Kendim de birçok zulme uğradım,katılaştım.Bu benim suçum mu?''

Evet kuzu döneminde senin suçun değil?
Aklın yoksa da suçun yok?
Elin ayağın tutmayacak şekilde çaresizsen de suçun yok?
Fakat nefsinin arzularının peşine düşmedikçe 
muhakkak içinde bulunduğun karanlığı göreceksin. Tabiiattın nasıl olursa olsun.


Kış gibi zor bir ortamda doğmuş ve mücadeleyi öğrenmişsindir,kapıları kapatmayı,sobayı sadece kendin için yakmıştırsın ya da dışarı da kalan çaresizler için...

Yaz gibi bir ortamda rahatlığı ,bolluğu öğrenmiş olabilirsin,Karakterin selim olabilir.
İlk bahar gibi bir iklimde üretme yanın güçlenmiş olabilir...fakat don vurgununu da bilirsin,fırtınayı da,,güzel kokan çiçekleri de
Son bahar ikliminde doğmuş yalnız kalmayı,dostların terk etmesini,bir den bastıran fırtınaları iyi öğrenirsin...
Marifet çölde olsan gül olman,gül yetiştirmendir.




Ey ümmetin anaları,Ey ümmetin babaları!
Bir kuzu verilmiş eline onu besleyip büyütesin diye...
Ne kendine ada onu
Ne de başkasına kurban et.
Bir tek Allah'a ada onu!
Hem senden doğana hem başkasından doğana Rahman ve Rahim Allah adı ile hareket et!
Asiye annemiz gibi, kendinden doğmamış emanet Musa'sına nasıl baktı?
Zekeriyya peygamber nasıl emaneti Meryem'e gözü gibi baktı.
Ya İbrahim peygamber kuzusunu Rabbine adadı,kendine kul etmedi.Allah'a kul olmasını isteyerek esir bir boyun olmaktan kurtardı.
Kuzularımız emanetimizdir.Neslimizi korumak boynumuzun borcudur.

Rahman ve Rahim Allah adı ile hareket eden,her işine başlayan,her komutu veren, kimseye nasip olmayan servetin sahibi Süleyman peygamber'e Sebe kraliçesi ayakları ile geldi.
Çünkü ona 'Esirgeyen ve Bağışlayan Allah adı ile'çağrı geldi.Hal bu ki hükümdarlar emirlerine itaat etmeyen yerleri yakarak,yıkarak zapt ederdi.
Bu öyle bir çağrıydı ki'Rahman ve Rahim Allah adı ile'
Bu hükümdar hem kendi içindekilerine hem de dışındakilerine esirgeyen ve Bağışlayan Allah adı ile esirgiyor,bağışlıyordu.
Süleyman peygamber sevdiklerini Allah adı ile seviyordu.O dünyaya kul değildi.Sadece Rabbine kuldu.
Böyle bir hükümdarın himayesine girmemek aptallık olurdu.O kendine himaye olanlara da Allah'ın Rahim ismi ile bağışlayan,bakan,gözeten olacaktı.
Rahman Rahim Allah adı ile hareket edenin adaleti sadece kendi çevresine değil,dışındakilerine de adaletle davranacaktı.Hakkı Hak ismi ile yaparken sadece kendine,ailesine değil dışındakilerine,emanetlere,kendine sığınanlara da yapacaktı.
Hz.Süleymanın Rabbi Rahman ve Rahimdi.

Ey ümmetin anneleri, babaları özünde merhametli olduğun gibi işinde de merhametli ol!
Kendi kuzularına merhamet ettiğin gibi dışarıda ki kuzulara da merhametli ol!
Dışarıda ki kuzulara merhamet ettiğin gibi kendi kuzularına da merhametli ol!
Dışarıda kendimi beğendireceğim diyerek insanlara sevimli davranırken,onlara zarar gelmemesine çalışırken,kendi evinde ki kuzuna despot,hırslı davranma?
İçeride ki kuzularına en güzel şekilde bakarken,sana sığınmış olana da esirgeyen ve bağışlayan Allah adı ile hareket et!
Otlanma derdine düşüp kuzunu ihmal etme!Kurt kapar sonra da ah!edersin.
Çobanlığın sorumluluk sahibi olmandır.
Emanetlere gözün gibi bakmandır.Kendi keyfine göre sürmek,güdmek değildir.Nefsinin arzularına göre kuzunu yetiştirmen senin vebalindir.Senin nefsin ne ise kuzunu o hale getirmen ziyandır.Senin nefsin merhamet olmalı...
Hem kendine hem de dışındakilerine merhamet edene karıncalar dahi yol verir.
Süleyman peygamberin Mührü budur.Bütün kapılar bu mühürle açılır.O mühür Allah'ın Nur'udur.Rahman ve Rahim Allah adı ile açılır
EY SÜLEYMAN SALTANATININ HÜLYASI  İLE RÜYA DA UYUYAN
ESİRGEYEN VE BAĞIŞLAYAN ALLAH ADI İLE HAREKET ETMEDİKÇE ZİYANDASIN
Bir asır geçirsen hülyadasın,hüsrandasın...uyan!
Süleyman'ın saltanatının hülyası ile rüyada yaşayan ne ziyanlar ettin,ne kanlar döktün,ne canlara kıydın,bozguncu oldun,karı kocayı biribirine düşürecek düşler kurdurdun,kadınları ziyan ettin,körpe bebeklerin hayatına dahi kast ettin,çocukların organlarını avuçladın,aç koydun,fakir düşürdün,dilendirdin,erkeklere dik durmayı unutturdun,yapmayacağın yeminlerle inancı,ahlakı,duyguları sömürdün,ortakların oldu '' kaynaklar nasıl bizim olur'' diye onlarla oturdun,sonsuz ,sınırsız zenginliğin olsun diye hiiiiiiiç acımadın,yakarak,yıkarak,zelil ederek zapt etmeye çalıştın......................suçun tövbe edip düzelmedikçe hesap günü karşında...Böyle ancak kendini kandırırsın,ömrün kezzap...

Rahman'ın Nur'unu ağzın ile söndürmeye çalıştın.
O Nur sönmez.O Nur RAHMANIN NUR'U.
O NUR OLMADIKÇA İNSANLIK KITLIKTA.O NUR İLE BÜTÜN KAPILAR AÇILIR.O  NUR ANAHTARDIR,O NUR BÜTÜN HAZİNELERİN ANAHTARI.
O Nur  Hz MUHAMMED yüreği ile yeryüzüne serpildi.O NUR GÜZEL AHLAK,O NUR MERHAMET.O NUR RAHMAN VE RAHİM ALLAH'IN ADI.
RAHMAN NUR'UNU TAMAMLAYACAK
Zalimler istemese de,ZALİMLER İTİBAR SADECE BİZİM OLSUN DESE DE...

''Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Halbuki kafirler istemeseler de; Allah, nurunu tamamlayacaktır.''
                                                            Saff suresi 8 ayet
Kendine merhameti yazmayan ziyandadır.
Kendine merhamet eden kendine sığınana merhamet etmez ise ziyandadır.Nefsinden kestiklerini,işlerini esirgeyen ve bağışlayan Allah adı ile yapmayan ziyandadır.
Ziyan olmasın diyorsanız kuzunuz,kuzular sadece Allah'a adanmalılar.Allah adı ile hareket ederek esir boyun olmamalılar,ne nefislerine,ne kendilerini kendilerine kul etmeye çalışanlara....

De ki: “Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
                         En’am suresi 162 ayet



Kuzuları nefsine düşkün olan çok sever,nefsine düşkün olan Allah adı ile hareket edemez.Allah'ın Adl,Hakk isminden tutunamaz. 

Sigara içen birinin bedenine esirgemesi ve bağışlaması yoktur.Nefsinin tutsağı olmuştur.
Sigara içtikçe o akciğer katran karası olur,rahat nefes alamaz,zaman ile nefes alışları bozulur,öksürük nöbetleri oluşur.Kendi bedenini kontrol edemez,hastalanır.
Nefsi uğruna ailesini esirgemeyen ve bağışlamayan kişi onları da duman altına koyuyorsa onlarda ortamdan dolayı hastalanır.Bu ortam karanlık ve dumanlıdır,pis kokar.
Nefsi uğruna çevresini feda eden kişi çevresini de zehirler,onları esirgememiş olur  ve nefsinden kesmemiştir.
Nefsini ailesi için kesip,ailesine merhamet edip dışarıda ki insanların kuzularına merhamet etmiyor ve onlar içinde nefsini kesmiyorsa iki yüzlülük eder.
Allah'ın esirgeyen ve bağışlayan adından tutunmayan büyük ziyanda dır.
Allah'ın Rahman ve Rahim adı hayatın da tecelli eden doğru yolu bulur.
Allah Rahman ve Rahimdir.Kendi nefsine Rahmeti yazmıştır.İmtihan olduğumuz bu dünya da yaşadığımız zulüm(karanlık)Allah'ın ipinden ayrı kalmamızdandır.
Bu dünyada esirgemesi ve bağışlaması olmayan cenneti de esirgemez.
Allah zalim değildir.
Kendi nefsine göre konuşan bazıları der ki''Allah kulunun yalvarmasından memnun olur.'' Bu bir iftiradır.Allah esirgemesi ve bağışlaması olmayanlar gibi midir?HAŞA, O Her eksik ve kusurdan münezzehtir. 
Çocukları ağlatıp sonra şeker verenler var ya onlar gibi düşünürler.
Allah'a yalvarmak,en zor zamanımızda yürekten dua ederek o duamızı kime ettiğimizi unutmamamız içindir.Bu Allah'ın her an görüp,gözettiğinin ,yakın olduğunun işareti,yüreğimize bir damga dır.Yalvardığını unutmaz insan.
Kuzularımız bizim ellerimizde büyür.Nefsi de onunla birlikte çoğalır.O nefsi kırkmak gerek,temizleyip yıkamak gerek,dikeninden ,çöpünden ayıklamak gerek,eğirip,sağlamlaştırmak gerek,dokuyup Yusuf gömleği giydirmek gerek.
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah adı ile...

Allah'ın Rahman ve Rahim adı ile hareket edip sadece ona kul olan tek bir kişi de olsa o Allah yolunda,aydınlık yolundadır.Yaptıklarını bu benim ve ortaklarım için bu da Allah için demez.Bütün hayatım,nefsimden kestiklerim,istikametim,ibadetlerim ve ölümüm Allah için der.İçleri ve dışları,içindekiler ve dışındakilerine merhamet ederler.Bütün peygamberler bunu anlatır.
Allah'ın öğütlerini anlatanların bir kısmı nedense bir adım ilerlemez,atalarından öğrendiğinin aynısını ve ya biraz farklı malzeme katarak evirip çevirip,süsleyip,nennileyerek aynı şeyleri sunar.
Hal bu ki YARADAN RABBİMİZ KOCA BİR KAİNAT AYETİ YARATMIŞ VE 'OKU'demiş.
Sadece kendi doğru öğütleri algılamış gibi kendine bağlamaya çalışan cemaatler,tarikatlar,topluluklar,örgütler büyük bir vebale girer.Zorlamak zorbalıktır.
Kul sadece Allah'a bağlıdır.Kul sözü dinler hür iradesi ile basiretine göre seçimini yapar.
İyi ve güzel olanı anlatmak,teşvik etmek her kulun görevi ve yapması gerekendir.Kötü olanı anlatmak ve kötülükten uzak olmayı teşvik etmek ve yapmak her kulun görevidir.
Alimler gerçeklerin üzerini örtmeden anlatmaktan sorumludur.

Akıllı her insan hür doğar hür ölür onu esir bir boyun yapan vebal altındadır.Her insan Rahman ve Rahim Allah adı ile Fatiha kapısını açıp Nur'a gönlünü açmalıdır.Yıldızlar gibi yön gösteren  Rahman ve Rahim Allah adı ile hareket eden alimleri dinleyip sözü Rahman ve Rahim Allah adı ile seçmelidir.Zaten Allah'ın öğüdünü doğru yolda azimli olan dinler.Ona da zaman ile hak ve batılı ayıracak basiret verilir.Yeter ki nefsinin arzularına koşmadan doğrulukta azimli olsun.


Kavuşmak istersen Süleyman hazinesine,bas o mührü ömrüne
Merhamet eden ve bağışlayan Allah adı ile

                                   İKRAELA @ElaIKRA

                                   13 Rebiulevvel 1436
                                       4 OCAK 2015











0 yorum:

Yorum Gönder