Perşembe, Haziran 15, 2017 By: İkra Ela

Kur'an'ı anlamak zor mu?



Kıymetli Kur'an ile iman dolu kardeşim
Zahir gözümüzün gördüğü ile de bu dünya APAÇIK değil mi?
-Açık fakat bu dünyayı dahi herkes aynı şekilde anlayamıyor.Bir çocuğun anlaması bir yanda kalsın gençlerin hatta gençlerin yaşam alanlarında ki farkları ile de apaçık dünyayı farklı farklı anlıyor.Nefsine bağlı kalan için farklı anlam taşırken,sadece aklı ile bakana farklı anlam taşıyor!
Hepsi de bir anlamdır,bazıları da sadece rüyayı görür fakat anlamı çözemez.
Sahih anlamı yakalayanlar kimdir?Aklıselim olan,nefsine sırt dönen,zindan dahi yeri olsa haktan vazgeçmeyen ihlas sahibi akleden kalplerdir.Akledenkalp yok ise anlam eksik kalır.

İnsanların hepsi de muhsin değildir,Aslında insan fıtraten muhsin doğar fakat insanlar,çevre şartlar eli ile o muhsinliği bozulur.Ahsen-i takvimden esfeli safiline düşmektir bu!İmtahanın da bir parçasıdır.
Peygamberlerin bir kul olarak hataları olmuş olsa da muhsin özellikleri bozulmamış olmalarındandır.
İnsan sadece dil ile muhsin olabilir,yani sadece sözleri ile muhsinmiş gibi görüne bilir fakat onu hale döndermedikçe gerçek muhsinliğe ulaşamaz.


Yirmi küsür yıldır Kur'an mealleri ile yolculuğumda bizzat şahidim bu duruma.Tefsir okumalarım ve dinlemelerimde oldu.Akraba ve komşu sohbetleri hariç hiç bir cemaat ve tarikat ile bağım olmadı. Komşu ve akraba toplantılarımızda meal okuyabilmek için ne kadar heyecan duyduğumu anlayanlar bilir.Meal okumak istiyorum diye tepki aldığım da oldu.
Ya da yana yana okumak ve anlamak isteyenler oldu.Ya da anlamak istediklerini fakat anlayamadıklarını söyleyenler oldu.Okumaktan vazgeçmemelerini söyledim.
Yeter ki okuyun dedim.Tefsir,meal ve diğer kitaplar. ..yeter ki okuyun bırakmayın dedim.Bunları daha önce yazmıştım fakat tekrar etmek de Kur'an adetidir,faydalıdır,yerine göre...
Takva sahipleri için hidayet ve şifa kaynağı kerim kitabımızda Rabbimiz düşünmemizi,akletmemizi ister.
2012 den beri de Rabbimizin kalem ile nasıl öğrettiğine de bizzat şahidim.

Gerçekte okuyan,akletmeye çalışan ve doğrulukta gayret etmek isteyen insanlar yerine hiç okumayan,okumayı bildiği halde okumayan üstelik kulaktan duyma sözler ile Kur'an ile ilgili atıp tutanlar,esip savuranlar ile uğraşmak gerekli değil mi?
Öz kelimelerini dahi kaybetmiş bir milletin öz anlamlara kavuşması yine öz ile tanışarak olur. Mealler dahi birebir Kur'an'ın çevrisi olamıyor.
Ben şahidim ki onca sene okudum sadece kabuğu görmüşüm,herkese de anlayarak okuyun diyordum.Hiç tesadüf değil geçirdiğim süreç,çok sıkıntılı bir dönemden geçerken,Gazze de atılan bombaların yanında benim dertlerim sinek vızıltısıydı,af diledim Rabbimden o gün gördüğüm rüya hiç tesadüf değil içinde bulunduğum hal hiç önceki hallerime benzemiyordu.Sonraki rüyalar ve bir sivrisinek ile başlayan anlam akışı, kainat ayetlerini okumaya başlamıştım,kerim kitabımız Kur'an ile.Daha sonra bunlar bilinen şeyler mi diye içim içimi yerken hiç de tesadüf değil 'küçük sözler"kitabı ile karşılaştım kalbime akan kainat ayetlerinin bize söyledikleri 9.sözde vardı. Aslında hikayem o kadar çok ki,bir kısmını blogumda ve instagramda paylaşıyorum.Bir kısmı da bende.
Ortak tanıdığımız komşuma Kur'an'ı anlayarak okuyalım derken,ben şunu okuyun bunu okuyun diye sınır koymadım ve koymamda,yeter ki anlayıp,öğüt alıp hayatımıza taşıyalım dedim Yeter ki okumamazlık etmeyin dedim.Kulaktan duyma ile yaşamayın,illa kendiniz o sofranın başına oturun.İnsanların size yemeği anlatmasını değil,bizzat gidin kendiniz yemeğin tadına bakın,damağınıza(dimağınıza) alın,öğütün,öğüttüğünüzü hazmedin,gerekirse tekrar öğütün öyle hazmedin sonra hak ve batılı ayıracak kanı bulacak ve süt ırmaklarına kavuşacaksınız alamında sözler söyledim.Tabi ki ne okursak o okuyalım baş ve her zaman ilaç gibi Kerim kitabımızı okumayı ihmal etmeden.Maalesef Kur'an çevirilerinde dahi birçok problem var.Fakat var diye biz okumayacak değiliz?Var gücümüz ile en doğru öğüdü bulmaya çalışacağız,bir kalıba girmeyeceğiz. İnternette ki meal karşılaştırmalı siteler bu nedenle faydalı oluyor.
Tabi yemeğin başına oturmak kadar yemeği anlatanları da dinlemek gerekli ki,kin ve ihtiras çekişme ile değil,acaba benim o yemeği nasıl anlamış,acaba ben çiğnemeden hemen yuttuğum,acele ettiğim yanlar var mıdır?Ya da çok çiğnedim de su tadı mı geldi?Ya da kinim öfkem yüzünden sinirlerimde bir problem varda hazım(anlama,süzme,ayrıştırma)da yanılıyor muyum?Ya da hazım ettim de henüz toyluğumdan hak ve batılı ayırt edebilecek furkanamı kavuşmadım.Ya da hak içimde dolanıyorken onu hal diine mi mi çeviremiyorum,heva ve hevesime uymaktan?

Rabbimiz ne kadar Muazzım değil mi biyolojik halimizi dahi bize ayet etmiş.Bu anlatımı mı Kur'an okuyan bir insan olarak Kehf suresinde ki akışı görmüştürsünüz!



Mücadele edilmesi gereken; okuyup,öğüt alan,basiret sahibi,furkana ulaşmış,hak ve hikmete kavuşmuş,içinde ve dışında yecüc ve mecüclere zülkarneyn setini kurmuş,ve nur verilmiş olanlarla değil;
zalimler ile dini eğlence ve oyun edenler ile münafıklar ile kendi çıkarlarına ters düştüğü için hakikati gizleyen örtenler ile hakikati bildiği halde hevasına dalanlar ile dinini bir defa olsun Kur'an'dan okumamış kulaktan duyma atıp tutan çıkarcılar ile olmalıdır.


Sanki Kur'an'ı öyle okuyor öğüt alıyor ve uyguluyormuş gibi fakat aslında bir defa dahi Kur'an'ı okumamış insanların, keyfince kulaktan duyma sözler ile Kur'an'danmış gibi sözler söylemesi ile mücadele etmek gerekir.

Onlar öyle kimselerdir ki fevri hareketleri ile seni beni susturur,hayra engel olurlar.

Ben lise 1 den sonra okulu bıraktım, bulunduğum bir çok Kur'an okumalı davetlerde,hocanın sözüne katkı olacak kelam ettiğimde yadırgandım."Bir yerde bir hoca olur "dediler.Ben anlam mukabelesi yapmaya çalışıyordum fakat maalesef bazı insanlar o kadar hazırcı ve başkalarına sorumluluk yüklemede öyle rahatlar ki,hoca anlatsın, biz işimize gelirse uyarız uymayız vs.Kur'an'ı beraber okuyup anlamaya çalışîp Münazara dahi yapmak istemiyorlar.Sonra kalıplaştırdıkları hocalara suç atmakta en büyük meslekleri.
İnsanlar okuyan,araştıran,sorgulayan müminler ile pek barışık değil!
Din hakkında öyle atıp tutuyorlar ki,dine de en çok onlar zarar veriyor!Her hangi bir konuda Rabbimiz "Kur'an'da böyle diyor",diyince senden yüz çeviriyorlar,dedikodu leş ırmağını başlattıklarında bakın böyle ayet var diyince yanından sıvışıp gidiyorlar,bir kadına iftira attıklarında  "Rabbimiz bunu aramızda laf dahi etmemizi istemiyor"diyince,"Yok ama bu gerçek o kadın böyle böyleymiş" diyorlar.
Bir mesel anlatıyorlar"Buna Rabbimiz Kuranda şöyle der"diyince hiç hoşlarına gitmiyor.Daha uzatabiliriz bu konuyu çünkü sağımız solumuz böyle insanlar ile dolu.Bu insanlar bir de Kur'an okumaları ile övünürler,mukabeleye gittim,cüz okudum,Kuran okumayı çok istiyordum,gittim öğrendim derler.peki ne anladın desek?"Sevap,sevap" derler.Yüzüne Kur'an'ı okumayı da kendi leyhlerine itibar aracısı ederler.
(Burada anlatılan guruba masum, hiç bir anlayarak okumaya fırsat bulamamış, Allah rızası icin Kur'an'ı yüzüne okuyan kardeşlerimiz ve anlamak ve yaşamak için çırpınan kardeşlerimiz dahil değildir.)
Fakat anlamak ve uygulamak olunca,artık zamanı geçmiş,hükmü olmayan bir kitap gözünde görürler.
Çıkarlarına uymaz,duvarda asılı olsun üzerine yemin edelim,dua kitabı edelim,fakat içinde ki  sözler ile hiç muhatap olmayalım derler.Anlamak işlerine gelmez,çünkü anlamak sorumluluk yükler.Kur'an'ın her gün güneş gibi içimize doğması gerektiğini kabul etmezler.Namaz kılarlar namazlarında okudukları ayetler ne der diye bir düşünmezler?Bir deseler;Fatiha da ki anlamı idrak edip yaşasalar, Kur'an onlara ardına kadar açılacak fakat,işlerine gelmez Allah'tan başka her şeyden umut etmek adetleri olmuştur.Sadece Allah'a kul olmanın kendilerine nur olacağını da bilmezler. Kısaca kendilerine zulmederler,karanlıklar içinde debelenirler.Bunlar Maun suresinde anlatılanlardır.Zaten Kur'an'a kendini hiç ihtiyaçlı görmeyen,Kur'an'ı tanımayanlar ise yeryüzünde bir müddet nasiplenirler fakat sonları hep hüsrandır.
Furkan suresi 30.ayet."
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzâl kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
1. ve kâle : ve dedi
2. er resûlu : resûl
3. yâ rabbi : ey Rabbim
4. inne : muhakkak
5. kavmî : benim kavmim
6. ittehazû : edindiler
7. hâzâ : bu
8. el kur'âne : Kur'ân
9. mehcûran : ayrılmış, uzaklaşılmış, terkedilmiş olan


Bunları tarikatların,cemaatlerin,Allah dostlarının yanında da görürsün,sözde"ben Allah'a yaklaşmak için onların yanındayım"der fakat Allah'ın kendi çıkarcı yüzlerini ortaya çıkarmayacağını zannederler.Çünkü asla Allah'ı tanımıyorlar,ciddi  ve samimi bir yüz ile o ortamda olmuyorlar,Musa(a.s) kavmi gibi vaat peşinde olmaktan kendi içlerinde ki buzağıya tapıyorlar da farkında değiller.Fakat Musa yürekler ne yapıyor,Allah rızası için koşuyor.
Hani o muhteşem sahne var ya Kur'an da ona bayılıyorum.
"Ey musa seni buraya acele getiren nedir?"
Tâhâ suresi 83.ayet
Ve mâ a’celeke an kavmike yâ mûsâ.
1. ve mâ a'cele-ke : ve sana acele ettiren nedir
2. an kavmi-ke : seni kavminden
3. yâ mûsâ : ey Musa

Ganimet peşine koşanlar öyle çıkarcılar ki ve Allah'ı tanımıyorlar ki ve bir defa dahi Kur'an'ın yakınlığına erememişler ki kendilerine sürekli şefaatci arıyorlar,aslında biliyorlar ne kadar kırık dökük olduklarını da.Kur'an'ı dahi okumaları namazları gibi üşengeç ve ciddiyetsiz!

Bildiğim kadarı ile kıymetli kardeşim öğretmendiniz;Dersini ciddiye almayan ve üşengeç öğrencinizin nasıl dersten bihaber olduğunu, siz dersi anlatırken dahi bakar kör ve sağır olduğunu bilirsiniz!Yazdırsanız dahi o kendi heva ve hevesinin peşinde olduğundan asla öğrenmez,anlamaz,sadece arada işine geleni duyar,işine gelmeyeni hiç umursamaz hatta dalga geçer.
Öğrencileriniz arasında masumlar vardır,anlamak da zorluk çekerler fakat anlayabilmek içinde büyük gayret,ciddiyet gösterirler.Bunları da bilir ve seversiniz,onlara elinizden gelen desteği de yaparsınız.O masum çocuk sizden aferin almaktan da çok mutlu olur.Sizin rızanız içinde çaba gösterirler.
Bir de gayretli olduğu halde öğretmenin gözdesi olmak isteyen zekiler vardır.Bunlar öğretmenlerinin kendisi ile ilgisini itibar meselesi eder.Öğretmenin gözdesi olunca onun haksız olduğu yerlerde de onu kendine yardımcı olacağını,savunacağını düşünürler.Akılanmadıkları sürecede hayatı boyunca kendine şeffatçi ayarlar,bulurlar.
Bu tür insanlar çıkarcılardır,çıkarcılardır,hatta Allah ile ilgileri dahi çıkar üzerinedir.Bunu kendileri de fark edemezler.Ahrete dahi tam iman etmezler fakat cennetlik olduklarını düşünürler,bu dünyada da kendilerine cennet hayatı kurmak için Kur'an'ı dahi kendilerine kılıf ederler.

Onlar öyle insanlar ki heva ve heveslerinden Kur'an sofrasına bir defa dahi oturmadıkları halde,Kuran dan mış gibi sözler sarf ederler.Gönülleri nasıl eser ise öyle konuşurlar,kitap olarak "aşkın gözyaşlarını,aşk'ı,elif gibi sevmeyi,nutku vs "kitapları okur fakat bir defa olsun Kur'an'ı anlamaya çalışmazlar,çünkü işlerine gelmez,çıkarlarına uymaz,akraban dahi olsa hakkı konuş denilse ayete sırt çevirir,dedikodu ortamın şen kahkalarından ayrılmak istemezler.Fakat insanlara inançlı,kültürlü görünmek içinde kitaplar okurlar.Fakat keyiferinden zerre kadar kopmazlar. Ben o kitapları okumasınlar demiyorum,okusunlar,hatta batının batan kitaplarını dahi okusunlar fakat EN BAŞTA HAYATALARINDAN ÇIKARMAMALARI GÜNLÜK OKUMALARI ÖĞÜT ALMALARI HAYATLARINA TAŞIMALARI GEREKLİ OLAN KURAN'I BAŞ TACI EDEREK.TABİ Kİ BU TAÇ SÜS OLARAK DEĞİL AKILDA HIFZ EDİLEREK OLMALIDIR.


Tabi ki insanların yazdığı kitapları okuyan her insan çıkarcı gurubunda değildir.Okul içinde sınıf gibi her öğrenciye aynı kitap dağıtlır fakat okuyanların niyeti başka başkadır.Gerçekten hakikati aramak için okuyanlar vardır.Fakat illa hakikati arayan,kendini arayan mutlak Kerim gönüllere şifa kitabımızı her gün güneşin üzerimize doğması gibi okumalıdır.Yoksa anladıkları her zaman yarım olur ve okudukları kendilerine sadece yük olur!

Kur'an ile beslenen insanların mutlaka öğüttükleri,hazmettikleri olur ve bunu yansıtırlar.Halleri ile kalemleri ile kelamları ile...
Kur'an ile değil de kainattan beslenenler de oradan aldıkları öğütleri hazmeder ve yansıtır kalemleri ile kelamaları ile halleri ile.Fakat bunlar sünnetullahı(Allah'ın yaratılış kanunları)nı zahiren çözerler Kur'an'sız oturdukları bu sofradan.Yine yazdıklarından hakikat akar fakat bu eksiktir.
Kur'an'i bakış açısı ile kainat sofrasını esma-i hüsna gözlükleri ile okumak maddi manevi dertlerimize çözümler sunar.

Kur'an ile beslenen Said Nursi üstat'ın eserlerinde buna şahidim.Ve yeni okuyucusuyum.Tevafuk(tevafuk olmayan hiç bir şeyde görmedim ya hayatımda) olarak 'Küçük sözleri' okudum.Lemaların ancak yarısına gelmişken son zamanlarda Mesnevi-yi Nuriye okuyorum.Kalbim ile gidiyorum ne okusam,ciddi gidiyorum o sofraya.Çağın ve tüm çağların sorunlarına çare olacak Kur'an'dan şifalar süzülüp anlatılmış.Bu bir vahiy değildir.Bu ciddi bir imanın ciddi bir salatın,ciddi bir davanın,duanın sonucu Allah tarafından verilen ikram sürecidir.Buna inanmıyorsanız ciddiyet ile niyet edip dua edip dava ettiğiniz bir işin gayret ile nasıl açıldığını da inkar edebilirsiniz.
Ben şahidim ki kalem ile dahi Rabbimiz bunu açıyor.Kalbim ile gidiyor bismillah ile tefekkür edince kainatın söylediklerini dahi duyuyorsunuz.Onu yazıya döktüğünüzde o bir ağaç gibi önce çiçeklerini veriyor,sonra meyvesini,çekirdeğini ve özünü...

Kur'an dışında hiç bir söze kulak asmam demek,yeryüzü ayetlerine de kulak asmamaktır,hatta bizden önce gelip geçenlerden kalan harabelerin bize ne anlatıklarını da.Önemli olan hangi bahçeye gitsek hangi su dan içsek Bismillah ile ve Kur'an'i bakı açısı ile gitmektir.

Rabbimiz ne kadar Muazzam cennet de cehennemde hak  üzerine...

Ankebut suresi 2.ayet"İnsanlar iman ettik diye imtahan edilmeyeceklerinimi zannediyorlar?

E hasiben nâsu en yutrakû en yekûlû âmennâ ve hum lâ yuftenûn(yuftenûne).
1. e : mı
2. hasibe : sandı
3. en nâsu : insan(lar)
4. en yutrekû : terkedilecek, bırakılacaklar
5. en yekûlû : onların demeleri
6. âmennâ : biz îmân ettik
7. ve hum : ve onlar
8. lâ yuftenûne : imtihan edilmez

Muhammed suresi 29.ayet"

Em hasibellezîne fî kulûbihim maradun en len yuhricallâhu adgânehum.
1. em : yoksa ... mı
2. hasibe : zannettiler
3. ellezîne : o kimseler, onlar
4. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içinde, kalplerinde
5. maradun : hastalık
6. en len yuhrice allâhu : Allah asla çıkarmaz
7. adgâne-hum : onların gizli kinleri



ZUMER SURESİ 3.AYET  "E lâ lillâhid dînulhâlisu, vellezînettehazû min dûnihî evliyâe, mâ na’buduhum illâ li yukarribûnâ ilâllâhi zulfâ, innallâhe yahkumu beynehum fî mâ hum fîhi yahtelifûn(yahtelifûne), innallâhe lâ yehdî men huve kâzibun keffâr(keffârun)."
1. e lâ : öyle değil mi
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. ed dînu : dîn
4. el hâlisu : halis, has, özel
5. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
6. ittehazû : edindiler
7. min : den
8. dûni-hi : ondan başka, onun dışında
9. evliyâe : velîler, dostlar
10. mâ na'budu-hum : onlara tapmıyoruz, kulluk etmiyoruz
11. illâ : den başka, sadece
12. li yukarribûnâ : bizi yaklaştırmaları için
13. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a
14. zulfâ : derece, makam, yakınlık
15. inne allâhe : muhakkak Allah
16. yahkumu : hükmeder
17. beyne-hum : onların arasında
18. fî : içinde, de
19. mâ : şey
20. hum : onlar
21. fîhi : onda, onun hakkında
22. yahtelifûne : ihtilâf ediyorlar
23. inne allâhe : muhakkak Allah
24. lâ yehdî : hidayete erdirmez
25. men : kim, kimse
26. huve : o
27. kâzibun : yalancı
28. keffârun : çok inkârcı, inkâr edenler

Kıymetli kardeşim size göre;Kur'an'da geçen ulul elbab alimeler kimlerdir?
 Bakara suresi 213  ayetinin muhatabı kimlerdir ve aldığınız öğüt nedir?
Rabbimiz bize nur vermek ister? Hadid suresi 28.ayet bağlamında ne düşünüyorsunuz?Bu nur nedir?
Evliya (dost) kavramı nedir?

Kur'an'ı bir bahçe kabul etsek,bu bahçeye her yaştan,her şarttan insan buyur edilse!Bu bahçe size göre neler anlatır desek, bir çocuk ile bir yetişkin,bir gören ile kör, bir işiten ile sağır,bir sarhoş ile ayık bir takva sahibi ile zalim bir çıkar peşinde olan ile kanaatkar kişi, bir ahrete iman eden ile etmeyen, bir Allah var diyip Allah yokmuş gibi yaşayan aynı şeyleri mi söyler?
Kerim kitabımız Kur'an takva sahipleri (korunan )lar için hidayet kitabîdır değil mi?Adem'ce(a.s) affın kapısıdır, Nuh'ça(a.s) dalga geçenlere aldırmadan kendini inşadır,musaca hak ve batılı ayırt etme yolculuğu, ihlas ile Yusuf güzelliğine kavuşmaktır.O güzelliğe kavuşan Muhammedi güzelliğe kavuşmuştur.
Takva sahiplerine her yerden yardım kavuşturulur.Hakka gönül vermiş hak için çalışanlara nur verilir.
Risale-i nur gibi şimdi de önceden de bir çok hoca Kur'an bahçesinden beslenerek nura,ikrama kavuşuyor.Bunları yazıya döküyorlar.Bal arısı ne ise o insanlarda Allah Kur'an hazinesinden o şifa ilaçları veriyor.Yok derseniz ki o zaman hiç bir alimin yazdığı eserleri okumamamız gerekir. Halen yazılan dergiler kitaplar Kur'an kaynaklı ve sünetullaha (Allah'ın yaratılış kanunları) uyuyorsa ışıktır nurdur.

Kainat Kur'an gibi hem sabit sözlere sahiptir hem de durum ve şartlara gören değişen sözlere sahiptir, her yerin iklimi aynı değildir.
Su soğuk yerde donar sıcak ve durağan yerde bataklığa neden olur.Yüksek yerden temiz ve gür akar hepsi su dur fakat yeri ve duruma göre anlamı, anlattığı değişir.
Sabit anlamlı sözleri dahi anlamayanlar vardır. Anlamı akan sözleri ise hiç duymazlar.Rabbimiz Kur'an'a tertemiz olanlar yakına ererler diyor.O yakına erenlerin anlattıklarını dinlemek henüz yolun başında olanlar için ilaçtır.Bir insan ile yakın olunca mı iyi anlarsınız onu yoksa uzaktan uzağa sadece rüzgar gibi gelip geçen olunca mı?
 Çoğu alim güle kavuşur fakat gülün kokulusuna kavuşmamıştır.
Canı gönülden anlayan ve anlatan insanlar ile uğraşmak doğru değil!
Uğraşılması gereken yukarıda da anlattığım gibi heva ve hevesi ile çıkarları için konuşan kendini bilmez münafıklar dır.Araf suresinde ki köpek misali bu insanları çok güzel tasvir eder.
"İKRA"Diye başlayan kitabımıza "Aman ha okuma anlamazsın,yanlış bir şey dersin!" diye okumaya set koyanlar ile mücadelemiz olmalı, okuyan,okuduğunu anlatan,okuyun diyenler ile değil!
Sınıfın içine haşere girmiş diye bütün sınıfı okumaktan mahrum bırakmak doğrumudur?
O haşere dolanır dolanır gider.Önemli olan haşere olanlara kulak asmamaktır.Kulak asmayınca onların sözleri kalbimizi bunaltamaz.İhlas sahiplerini şeytan ve şeytanlaşmışlar etkileyemez.Kur'an içine alana Kur'an sürekli konuşur.Ve dışarıdan gelen haşere sözlere kalkan olur.

Suyu yüzüne seyretmekte,sesini dinlemekte,içinde yüzmekte,içinden inci mercan bulmakta,suyu içmekte şifadır.Kur'an'da aynısıdır.Kur'an ile beslenen gönüllerde hakikat şifaları yeşerir.

Kıymetli kardeşim lütfen bu yazdıklarımı bir kere okumanız tohum gibidir,ikinci okuyup üzerinde düşünmeniz onun filizlenmesidir,üçüncü okumanız meyvelendirir.Fakat öfkeniz ile okumayın.Öfke iç de yanan ateş gibidir,onu yaktıkça dumanı gözü gönlü kör eder,selim kalp ile tekrar tekrar okumanızı dilerim.Kur'an başınıza taç olsun dünya ahret oNurunuz olsun.


Güneş de nurdur,nurun gösterdikleri ve hayat olan dünyadır,hayatı anlamak da yine o nurun bakışı ile okumak anlama iledir.

Selam ve dua ile
İkra ela
@ikraela

0 yorum:

Yorum Gönder